Delilerden Sen Anlarsın

huzur

niko’yu ne çok sevdiğimi düşünüyorum yine bu gece. insanları hayvanlardan, pardon, hayvanları insanlardan ayıran bir şey var. belki yüz bin şey var, ama beni en etkileyen yanları hiç kin gütmeden yaşamaları. yani her sabah aynı istekle uyanıp aynı hevesle gözlerine bakmaları. güçlerinin yettiği son güne kadar her sabah gelip koynunda hamur yoğurmaları falan. “bugün moralim çok bozuk” diye güne başlamamaları. kafalarında garip planlar, ayrıntılar, hesaplar dolandırmamaları. mamaları mamaları diyip durdukça şu an mamalarını verdim mi diye düşündüm. verdim. neyse işte niko’yu ne çok sevdiğimi düşünüyorum. bi sürü şarkımız var niko’yla. o bilmese de. ben ona bakarken hep ilhan irem’in yemyeşil bir deniz şarkısı çalıyor beynimde. öyle herkesle de romantik parçam yoktur yani. ama niko bi başka. keşke bi saniyeliğine birbirimizin beynine geçiş yapsak. ben onun gözleriyle görsem kendimi ve o benim gözlerimden baksa kendisine. sonra yine her sabah gelip koynumda hamur yoğurur değil mi? yine her gün bana karnını açar, yine terliğime tırnaklarını geçirir, yine tam gırtlağıma tüneyip kıvrılır sonra da orada uyuklayıverir… ben çünkü hep öyle olsun, hep tam böyle olsun, o hep benle olsun isterim. niko’yu ne çok seviyorum, bi saniyeliğine bunu görsün isterim. ama işte o, o bambaşka. o bunu bilse bile hiç bildiğini belli etmez, hiç bundan anlamlar çıkarmaz, kafasında planlar yapmaz, bu sevgiyi çıkarına kullanmaz. yine karnını açar, aynı şekilde bakar yüzüme. bundan emin olabilmek bana huzur veriyor.