inan bilemiyorum altan

düşünsene, hayatında senden hiç özür dilenmemiş. nasıl özür dilemeyi öğrenebilirsin ki? görmediğin değeri başkalarına gösterebilmek ciddi bir özbilinç, emek ve yenilenme ister. kavgaların susarak başlayıp uzun sessizliklerle sürdüğü ve sonrasında hiçbir şey olmamış gibi davranılan evlerden çıkıp kendine yine aynı huzursuz dünyayı kurmayı seçmişsin. biz birbirimizi anlayamadık gibi bir durum değil bu, çünkü ben seni çok iyi anladım. hani o kadar güvensiz, endişeli, korkak, çetrefilli bir bağlanma ki yaşadığın, hayatında kurabileceğin en doğru şeyleri bile elinin tersiyle itebilecek bir potansiyelin var; ama ittiğinde bile "düştü" diyorsun, "düşürdük" diyorsun. olan şeyler "oldu" diye geçiyor; ama kimse "ben yaptım" demiyor. ilişkilerinde tutarlılık ve sorumluluk eksikliği olan birisinden "bunu ben ittim" demesini beklemek zaten boşa bir çaba. günün sonunda kendi kendime sorduğum tek şey, bu düzeyde bir tutarsızlık varken yeniden iletişim kurmanın tekrar edecek bir hayal kırıklığından başka bana ne gibi bir getirisi olabilir? inan bilemiyorum altan.