Delilerden Sen Anlarsın

yine geliyo gibi

sabah uyanınca 5-10 saniyelik bi süre var; beynin, resetli. beynin tertemiz, tavuk göğsü.

sanki yine geliyo gibi. kapı arkalarından beni izliyo gibi. dün trafik ışığında beklerken tramvayın gelişini seyrettim. hani ufacıktan başlayıp "senin o kemiklerini paramparça ederim" diye bi gelişi var ya böyle, gözünde büyüyen şeyler gibi, gözünde büyüyen her şey gibi, gözün gibi, gözünün arkasındaki şeyler gibi. ensende bi nefes gibi, kapı arkalarından seni izler gibi bazen. o korku, yine büyüdü içimde. büyüdü büyüdü, sonra gözümden aktı düştü kaldırım kenarına, yayıldı, asfalta döküldü oradan bi giderin kenarına tutunup yuvarlandı gitti. gitti de birazı sanki hep yanaklarımda kaldı, birazı böyle şakaklarıma bulaştı. ama ben şimdi elimi yüzüme götüremem, elimi şimdi yüzüme de götüremem, elleyemem şimdi, ellerim pistir, ellerim pistir, iter beni ellerim, iter iter de beni ötelere bırakır gibi, sanki o gözümde büyüyen tramvayın altına o pis ellerim beni iter gibi, kıtır-kıtır-kıtır kemiklerimi kırar gibi, tıkır-tıkır-tıkır gider gibi, tramvaylar gibi, raylar gibi, hep ellerimden akıp giden terler gibi. birazı işte böyle içimde tıkandı kaldı.

yine geliyo gibi. yine sabahları böyle uyanıyorum, o 5-10 saniyeden sonra yine çamura bulanıyorum. geçmişti hani, öyleydi ya geçmişti hani, artık bitmişti bi daha olmazdı gelmezdi bi daha artık, bundan sonra hep güzeldi hep, bundan sonra hep gezerdi ayaklarım artık, hep isterdi canım dolanmayı ve konuşmayı ve tutunmayı ve sarılmayı, hani bundan sonra, “hep”, hani demişti ya öyle. öyle uzun ki öyle uzun ki her şey bazen. öyle uzun zaman oldu ki tavuk göğsü yemeyeli. hani şimdi bi baksam, bi arasam belki bulurum bi yerde, vardır bi yerde, yapmışlardır illa ki koskoca şehir, bi bana mı bu tavır, koskoca şehir, vardır kesin bi yerde, bulurum, ararım bulurum. bakarım dışardan, camın arkasından, o baklavaların yanında, vardır belki, ezik büzük böreklerin yanında, vardır belki, soğuk şekerparelerin kenarında, vardır belki, bi tasın içinde, vardır belki, bulurum, bakarım bulurum. bi el ederim çocuğa ama elim de şimdi kesin pistir yaa... elim beni itiverir belki, böyle iter de beni sanki, cama başımı dayar da belki, hani alnım burnum hep cama iz yapar da belki, elim saçımı başımı tutup beni cama çarpar da belki, cam sallanır, raflar sallanır, baklavalar sallanır, şekerparenin şerbeti hep böreklere sıçrar da o tavuk göğsü tezgahın kenarından kayar da belki yere düşer, düşer de belki, ellerim gibi, pis pis, yerlere kapaklanırsa ya. ya o tavuk göğsü yere kapaklanırsa. gözümün önünde o tavuk göğsü yere kapaklanırsa da elim beni saçlarımdan tutup o cama çarparsa ve o cam tutunamayıp diz bükerse, o cam tutunamayıp üstüme devrilirse, hep tane tane, köşe köşe, diş diş, yanaklarıma vurursa o camlar, şakaklarımı döverse ve içime girerse, hani kar enseni öpüp tişörtünden içine kaçarmış gibi, içime kaçıverirse o camlar. o zaman canım belki çok yanar da hani, canım belki çoook çok yanar da ben uyanırım.

uyanırım yeniden, sanki hiçbir şey olmamış gibi, sanki o sabah ilk kez uyanmışım gibi, sanki her şey resetlenmiş gibi, içim düüüz, içim temiiiiz, içim, ütülenmiş çarşaflar gibi, hani belki ben uyanırım da işte, gözlerimi açıp kaparken o 5-10 saniye boyunca, sanki hiçbir şey olmamış gibi, ben olmamışım gibi, ben uyanırım da belki, 5-10 saniye, içim hep huzuuur, içim hep sulaaar gibi, eriyen karlar gibi, hani belki soğuk suya yatar gibi, uyanırım.

ben uyanırım, elim uyanır, kulaklarım uyanır, ayaklarım uyanır, kolumdan enseme, dizimden çeneme, hep tüy tüy, her yerim uyanır. ben kıyamam çünkü, ben yine kıyamam çünkü, ne sana ne ona, ben kimseye kıyamam çünkü. 5-10 saniyelerden saatler yaparım, günler yaparım, bakarsın bi 5-10 gün o huzurda, çok da güzel yaşarım lan ben.